diyordum ki babam; yaşlanıyor anılarım, saçlarım titrek bir elin yazdığı şiirler gibiyim her pürüzde daha da eğiliyor omurgam. yaşlıca anılar uzaklaşıyor benden, sürekli. kaçışarak, can havliyle… tutamıyorum artık verdiğim sözleri birkaç söz ve değerini yitiren ben. diyordum ki babam; papatyalarım da artık eskisi gibi değiller. canlı ve sevecen ve dik ve hevesli bir çocuk gibi güneşe uzanacak dermanı bulamıyorlar, ve ben ayaklarına kapanmak için geç kalmışım. bu fırtınadan arda kaldıysa babam ismin kaldı bir koca gövdeli kavaklar gibi heybetli. diyordum ki babam; korkmuyorum artık, karanlıktan perdeyi aralayan rüzgârdan korkmuyorum artık, gece yarıları zamansız telefonlardan. bitmeyen aile ziyaretlerinden. korkmuyorum artık, ölülerden ölümden.