Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

karanlığa

sekiz gece aynı karanlığı paylaştık, dokuzuncu gece bir kadeh şaraba sattı ruhunu, o bir kadeh şaraba doğradı bileklerini, düşünmeden. sabahı görebilseydik, belki berrak bir gökyüzü çalardım, onun için; ondan. dayanamadı dediler karanlığa, ilkin, karanlığın farkında değildi birçoğu. karanlıktan da olmayabilir dediler, zamanla. karanlığın gayet içerisindeydi birçoğu. sekiz gece aynı karanlığı paylaştık, sesimiz çıkmadı, sustuk bazen, bazen mırıldandık birkaç hece ve çoğu kez değdi yaşadığımıza bir soluk özgürlük. uyurluğumuz birdi, uyanıklığımız. ve diyebilirdim ki ben, kesseydiniz kanımızı, bir akacaktı, tufanlara gebe damarlarımızdan. ve belki şimdi uzanıp karanlığa, isimler karalıyor olacaktık, birer yılmayan hatıra uğruna. sekiz gece ismimizi tekrarladık. birkaç kağıt parçasına tarihler karaladık. şimdi yaşanıyor günler didik, şimdi yaşanıyor aslolan. sekiz gece aynı karanlığı paylaştık, dokuzuncu gece b...

kardeş

ve sevgilim bizler yok oluruz, bir çırpıda unutulur türkümüz, biter halaylar, diner umutla söyleştiğimiz ıslıklar. ve sevgilim yarınlara adadığımız, ismimiz, yılmayan bir gölge, aydınlatır bir çağı. akbabalarda göçer gider, dökme gözlerini, yangınları da söner selleri de diner yüreklerin. yangınlarımız, sellerimiz şu hayat ipliğinde hem yan yana hem sonsuzca kardeş. seni seviyorum demek yanık bir toprak kokusudur, biliyorsun sevgilim. derince bir kuyu, şu dünya sevgilim, çığlıkların yıkamadığı duvarları vardır, çığlıkların çarpa çarpa yok olduğu duvarları. duvarlarda yıkılır sevgilim, dökme gözlerini.