Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sonbahara bir bilet

sonbahardı, sonsuzdu baharımız. yitip gitmemiz an meselesiydi. tuttum bir bileti kestim sizlere. kaybolmayasınız diye. yolu yok buradan, yitik aşklar kentine yolu yok buradan, yaşanacak aşklar kentine gecesiz varıp gitmenin. -bu izbilmez diyorlar bana. hep bir ağızdan sanki anlaşıp da düşmüşler yola. gözler meleğim her defasında büyük yalanları gizlemenin ustası. gözlerime bak ve anla. gözler meleğim gerçekliğe giden yolun feneri.         gözlerime bak ve anla. bu yolu tutmanın da bir adabı vardır meleğim. savrulsak, bir şekilde şu fırtına tamamlanacaktı. bir hatıra yerini yadırgayacaktı elbette. kırık bir kanat gibi yen içinde kalacağımız yaşam çizgisi üzerinden, peş peşe dizilip varacağımız kentlere, yağma hâkimdi şimdilik. -bu izbilmez diyorlar bana. hep bir ağızdan, sanki anlaşıp da takip ediyorlar birbirlerini. savrulsak, bir şekilde şu fırtına tamamlandı sayacaktım; intikamını alınm...

kimsesiz mezar

susmayı ve görmeyi öğreten geceye. beni bu yamaca bir gece vakti gömdüler. aceleyle gömdüler. gökten, beladan uzağa gömdüler. beş kişi geldik, dört kişi döndüler. kimsem yoktu, ey yaradan. helvamı kim kavuracak şimdi? yirmi beş dakikada geldik, iki buçuk dakikada gittiler. imamsız gömdüler beni. bir gece vaktiydi. kazmasıyla küreğiyle geldiler, kıblesiz gömdüler beni. yaşlanıp ölseydim ne olacaktı? mezar taşıma ne yazacaklardı, ey yaradan sahiden merak ediyorum. beni bu yamaca bir gece vakti gömdüler. aceleyle gömdüler. gökten, beladan uzağa gömdüler. beni bu yamaca gömdükleri iyi olmuş, doğrusu.

epic dramatic

ı ve son hüznü de harcadık, birlikteydik. yorgunduk, yorgunsak suç yılların değildi bana kalırsa. üstelik acıları pahalıya geliyordu burada hafta başlarının. üstelik narin bir kelebek gibi güzelinden geçmiyor günleri ve gökkuşağı da sönüktü. renkleri yitirilmiş, soluksuz anılarıydı. ve fabrika bacalarından banknot mavisine uzayıp gidiyordu gök. egzozların “allah” bağırdığı trafikte aşklar, hayaletler ve düş-bozumu, dünyayı eşitlemeye yetmiyordu. ıı bu coğrafyada kâbuslar ana rahminde başlıyor karnının yarmayana değin bitmiyor bu coğrafyada hüzün hasat eder insanoğlu insan. karnının yarmayana değin toprağın ııı bir çağı devirdiğimize içiyorduk, kendi yenilgimize içiyorduk, çağ yangınına karşın içiyorduk, kendi kanımızı sunaktan.