Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hiçbir şeyin felsefesi

ı. kalbim bir mezarlık sanki, her unutuluşa birer karanfil bırakıyor incitmeden ruhumu. yabani otlarını yolar gibi yoluyor saçlarımı zaman. ayıklıyor bütün anılarımı. ayıklıyor bütün herkesi anılardan. yarım kalanları yokoluşla tamamlıyorum. artık acele etmiyorum yapraklarımı dökmek için suya. bu yalnızlık çoğalmıyor azalmıyor veya kırılmıyor. çabalamayı, direnmeyi bıraktı yüzüm zamana. özlemi al benden hadi bu bekleyişi, bu gözleri, nefesi. ehlîleşti ellerim biliyorum dolanmaz artık saçlarına. ıı. her nefeste çatırdayan kimsesiz gök yağmurlar yağdırsın avuçlara, boşaltsın tüm sokakları, zincirlere vurulsun ayrılıklar, düşsün bütün kutsalları şehrin, yağmalansın artık bu aşk ve yerini bulsun tüm kırgınlıklar. ııı. cenaze mevsimi bu. rüzgarları essin, köpek ıslıklarıyla dokunsun tüm tenlere. üşütsün ellerimizi, savursun yapraklarını ve unutulanlarını uğurlayalım artık sonsuza sonbaharın.

ilk yağmur

aniden bir yağmur başlar, sen beni elbet unutursun. bahar iner tüm sokaklarına yürüdüğün şehrin. bütün çığlıkları diner trafiğin yetişecek bir uzaklığım kalmaz benim. bütün cinnet anları, tatlı bir tebessüm olup birikir yüzümde. kelimelerin sığlığından nefesim daralır. soğutur gözlerimdeki harı artık konuştuğum duvarlar. ve evine döner bütün yorgunluklar acıların adı konur, sıraya dizilir, ve yerleşir tadı dudaklara. dünya bu, yaşamak bu geriye kalanların çaresi yoktur. senenin ilk yağmuru düşer sokaklara, sen beni çabuk unutursun. radyodan şarkın duyulur. bana son bir şans verilir yine harcarım bütün olmamışlık ihtimallerini günü gelecek ve yitik bir sevda gibi yüreğim tertemiz olacak. bir bulut kaçacak gözüme, tüm gök beyaza bulanacak. bütün yalanlar bağışlanacak. bütün terkler af bulacak ve bir gün yine herkes hatırlanacak.

süreç

sevmelerin suç sayıldığı yerde kırgınlıklar mübahtır ı. bizi yalnızlıklar karşılar her masada ve yalnızlıklar ağırlar büyülü beyaz bir yemek masasının etrafında. ve yalnızlıklar bir kerede çekilmezler köşelerine, birer ayrılık çizerler, bütün ihtimalleri çizerler. bu kaosta hiç denk gelmemişiz biz. bir pazar yeri telaşesinde. ağlamalar dinsin, fırtına dinsin, pazar yerleri hele bir dağılsın, çekip gidelim bu aşktan kusmuklar saçan çöplükten, evimizden o zaman. bir zaman sonra koparırız köklerimizi zaten toprağımızdan, suyumuzdan ve sevdamızdan. ıı. bir gün çekilir ruhu aşkların, askıda yaşayan bütün bedenlerden. seni o gün alıp kaçıracağım buralardan. hiç görmediğin bir gelecek olacak bu. boğazlayalım o gün işte tüm iyi sözleri arkasına gizlenen her şeyleri. kötü günlerinizde iyi günlerinizde sizde kalsın, istemem. dünya bir hastalık halidir. aynı güne milyon kere uyanırsın. hep uyanırsın. aynı elleri milyon kere öpüp merhamet beklersin. sana bu yolları yürüten şey neyse her gün ayn...

dilek

kangren olsun bu kalp. değmesin bir daha kimseye bütün sevmelerin çağı geçsin hele görünsün o zaman; kötülüğü devirip gözlerini, her şeye susan tüm dudakların. sönsün son volkanı gönlümün, eve dönüşümüzün bilmem kaçıncı yılı dolsun. ve tüm şeffaflıklar kana döksün, masumiyetini. bu yenilginin sonu, ilk sonu bir kez daha kutlu olsun. yarın berrak bir gün olacak, söz sergen ölümler tasarlanıp başlanan ve kutsanan günlere yasak tüm heyecanlar. uzaklara koşalım seninle, kendimizden uzaklara. bu ismi bırakmayalım sonsuza. saklayalım sandıklara. kundaklayalım gece yarılarını en derin uykularında. bir ziyaret dalına bağlayalım bir çaput, bir niyet. yeşermeyecek topraklara gömelim son kez. bir çocuk gibi yenisine ulaşana kadar, kırdığına ağlarmışız tüm kalplerin. sessiz bir gecede susmaları bilmezmişiz, kendine ağlamaları. yorulmaları. durmaları. kaçacak bir yer kalmadı, gücüm yok bundan sonraya. seni sevmeyi diledim. seni bulmayı istedim. en çokta kendimi unutmayı. aldığım her nefes hevesim...

geçmiş

sümbüller süslüyor şimdi kanayan yerlerinizi. geçmiş, ölü bedenlerin üzerinde hantal bir yük, geçmiş, nemli bir ağaç kökü derinlerde. hangi pınardan su içer şimdi, hangi toprakta filizlenir, neresinde isimleri, neresinde şimdi gölgeleri. kaç canım kaldı ki? kaçını daha güzel bir cehennem için harcarım? bilmiyorum, belki kör olurum, kahrolasım tutar. saatime bakacağım tutar da belki göremem. seni bekliyordum yıllardır derim, borcum buydu ve bitti dünya. ben sarhoşum yine dayarım ağzımı soluksuz yalanlara doyumsuz yalanlara. bir gün olsun da yan yana oluruz belki, aldan bu yalanlara belki bir gün kavuşur dudaklarımız, kavuşur ellerimiz. aldan buna, kan buna bir kere. severim herkesi seninle biraz bir gün. ama akıllanmam, ahtım olsun akıllanmam ben kötü biriyim ve kötü biriyim ben tarifsiz. sizin için dahasını yapabilirim isterseniz. tutulmamış sözler kadar muhtacım buna. bugüne kadar, hiç olmadığı kadar sana. kalbim bir karadelik gibi sevdiğim herkesi kaybediyor. biliyorum bir gün çat di...

ihtimaller

her sözcük birazda ölüme inat doğuyor. her sözcük devasa birer çığlığa dönüşüyor kulaklarımda. duymak istemiyorum inatla. bunu, bunu, bunu ve bunu yapma diye işaretliyor göğüs hizamda bir el, önüne bak sergen diyor bir çift göz, önüne bak sergen her kalp buruktur sürekli senden taraf. bir gün olacak, her şey bitecek, bittiği yerde olacağım. bir gün olacak her şey, bir gün hiçbir şey tertemiz. sözüm o olsun, seni karşılayacağım her şeye inat. dünyayı anlamak savaşına son verdim. bu yenilgi hakkımdı, bu yitip gitmek. şimdi bir sessiz sinema oyununu bitirmeye çalışıyor ellerim bir nefeslik boşlukta beni işaret ediyor ellerim sevişen bir çift gözden çekinerek. bir rüzgâra eğildi dallarım önceden hangi dipnota düşülecek bu gerçek. kim bilir şimdi hangi fırtınaları atlatacak yüreğim kim inanacak bu legal yalana. bir gün mızıkalardan yükselen bir cenaze marşıyla dansa kaldıracağım bütün yitik sevdaları. keşkeler denizinde, gelgitlerin yok etmesine razı olmuş bir gemiyim. gidecek yerim yok, ge...

adak

ı. kişisel bir hınca dönüşüyor seni sevmek avuçlarımda. ve kendini boğazlayan bir akasya fidanı, büyüyor avuçlarında. benim yorgunluktan gayrı ceplerimi dolduracak bir şeyciklerim kalmadı. anla beni nolur. dayanılmaz bir tırnak yırtıyor yüzünü gecenin acı bulanıyor iyi niyetler ırmağına. ve çoğaltıyor sanrıları. bir son çiz kendine sergen büyülü bir son. kendi ellerimizle boğduğumuz tüm ilkaşklara, büyülü bir adak. ıı. bir çocuk tutsun ellerimden, şimdi nolur, güneşlere çıkarsın yüzümü. hadi elmaları soymadan yiyelim. gözlerimizi bağlamadan yürüyelim tüm yolları, ilkaşkların sonsuz kaldırımlarında. güvercinler konsun saçlarıma. güvercinler konsun ak dallara. bu sigara bitsin yenisini yakalım hadi… ben bu sona seninle yürümem. ben bu derde düşmem sergen. git, seni üzenler düşsün. benim yorgunluğum, dostlarıma yüküm, benim yalnızlığım bitmez sergen. uzak ol benden. biraz oyalanıp ölünür bu dünyada. yarına bir gün saklamanın yararı yok.

bitmek üzerine

olmamış bir fotoğrafta olmamış bir tebessüm bu geç kalınmış bir yağmur veya gecikilmiş bir ölümün vedası bu. ı. sana seninle nasıl olunuru göstereceğim bir gün sana güzelim bileklerini kesmeden nasıl kelebeğe dönüşülürü… onu öğreteceğim bir gün. yanaklarındaki gülleri soldurmadan yaşamı yarınlara göğsünde bir yangınla nasıl çıkılırı sana kanlarımızdan birer hayat sunacağım bir gün yakamozunda dizlerinin. seni alıp götüren her şeye düşman olacağım bir gün kesin bilmiyorum. tek başına yaşanılır ölünür belki de. haklı bir susmak örter bir gün bütün yarına bırakılan günlerin üzerini usulca. biz sevgi istedik evet aşk istedik haklıydık. saymaktan çoktuk bir elin parmaklarını ve haklıydık. tekrarlanacak aşklar yaşadık, çoğu kez haklıydık ve karnımız doymadı selleri kesilmedi gözlerin. ıı. soluksuz yaşamak istiyorum baharı kaldırın bulutları göğümden artık kaldırın artık şu karanlığı göğsümden. büyük birer soru işareti bırakırdım hayatın olmadık yerlerine ben bir zamanlardı, g...

belki

  hiçbirinize dokunmadan kaldırımların kanına aldırmadan yürüdüm usulca kalabalıklardan, mızmız bir çocuk ağzıyla. yüreğimde yalnızlığın tadı hiçbir yere varmıyor hiçbir yere gitmiyorum artık ı. koynumdaki güzelliklere, avuçlarımda sönmekte olan kora, kırık dökük her şeye afili bir mezar kazıyorum gözlerinde. unutalım bu geçmişi hemen. sevdaları ıskalayalım. bir göç uyduralım sonsuza ve sonsuzluğa. ıı. şehrin ışıltılarından uzakta şehrin ölü gözleri; göz kırpar dururlar uzaklardan. çağırırlar bilinmedik bir sesle bizleri kırık camlarından bakmaya harabelerin. hadi takip edip ulaşalım kırık kalbine gecenenin biz ki sevgi dilenmedik mi herkes için beşiğinde sallanan bu gecelerden. biz aşk dilendik avuçlarımız terlerdi, ıslak dudaklar yalandan taraf olurdu. ııı. seni yendim diyelim. seni alt ettim. yenildim yine sana. dünyanın sonuna bir yolculuk borçlusun artık bana. ıv. antik bir totem bozulur kurallar icat olunur belki benim sana gelmeme engel konur yaprakları sav...

bilmiyorum

  acının tapınağından, tapındığım yarım kalmış her şeyden uzaklara yetişecek, bir hayat çiziyorum. hayatın kendisine yetişemeyecek. bir sarhoşluk halidir dünya. biliyorum tadını. güzel bir sarhoşluktur dünya. inan bana her şey biraz parayla ilgilidir bu yüzden, ve biraz da erotizmle. dünya biraz erotizm ve paradan ibarettir. fantezilerimizi süsleyen. inan bana bir kuş uçtu pencerenden dünyaya boşluğu tamamlayan nergisler soldu bir çocuk uçtu. bu cinayet düştü payımıza. toprak ıslandı. susmak düştü gecemize. ben susmasını severim. biliyor musun bir anda susmasını. şimdi susmasını. kendinle konuşmasını. ismimi yazarım her boşluğa bundan ismini duymak şaşırtır seni, belki beni. bilmiyorum tanımadığın bir el sallanır belki sana da uzaklardan. seni sımsıcak saran. ve okşayan. bilmiyorum beni birkaç kadeh ölüm tutar belki ileride. sana dönük bir tebessüme vaktim olmaz belki. ıskalarım belki hayatı, kaçırırım belki tüm kaçış anlarını. ben tanıdıklarımı bir kafa selamına gömerim hep. bil...

aniden

  ı. bir sümbül değiyor yanaklarına kardeşimin. kanayan bir sümbül, yaşanacak günlere. gözlerini oysunlar senin de bir kerede öğrenirsin yaşamak nedir. bir kerede bulaşır yüzüne sevda. yaşanılası sevda. ıı. bu naylon bu kimyasal ve şiir burnu sümüklü bir bebe bunu da sever. yok bu yalan, yalanın aslı yok, yokoluşlar hani... bu yol beni usandırmaz mı bir gün? gözlerimizi yumalım geceye. sessizliği duyalım. sevilmek nedir unutalım. ve bana günahtan kadehler sun. ııı. tüm dünya boyunca yalnızdım sen yoktun, gerçekler, hayaller yoktu. bundan iyisi yoktu. milyonlarca insan geçti sen geçtin kimseler geçmedi. ıv. anneme seslendim duymadı bütün iyi masallar sustu bir daha. bütün anneler duyar oysa kendinden kopardığı her parçasını. kıvrılıp, ana rahmine dönemiyorsun burası dünya; daha da doğurma beni ana. burukluğunda yüreğimin hep dağları düşünürdü küçük bir çocuk. gözlerimde; tutuşmak parlardı, yangın olmak gözlerimde. içimizi soğutan bir söz söylendi bize biz doğarken bu dünyaya. sava...

şimdiyi yaşamak

  kaçtığın yollar sana çıkıyor, yokuşlar, inginler kemikleşmiş bir istençle duvarlar örüyor, şimdilerde, bir daha kaçamayasın diye. kutuplaştığın bir hayattan, kendini eliyorsun böylece bir daha. sonra gökten fakirlik yağıyor yollarına. bedduası hep tutar evsizlerin. yağmura keser bütün ellerin, üşüyünce, bir daha. kaçıp gittiğin yolları ezberlemişsin adın gibi biliyorsun. bu sisi, bu sebeple tutup, kaldırmalısın gözlerinden. bu hayatın, tatlı rüyasını, adiliğini... bir avuntuyu aşınca, ellerin, dudaklarını teselli ediyor. bir sonra daha ekliyorsun bundan sonrasına. anlamını aramaktan dönerken, devinimsiz bir sevdanın, ıskaladığın hayatın ancak varıyorsun farkına. kaçtığın bütün yollar seni çıkarıyor sana, basit bir tekrardı gece, sonsuz bir tekrardı, her tıkırtısı kalbinin, yollar trafiktir ve sen, büyük harflerle sen, annenin dizlerini özlersin başını yaslayacağın. bu yol eşitlemez seni hiçbir kaçıştan.