Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yılın son günü, mutlu yıllar anne

“bütün sigaralarımı dağıttım İstedim ki şu, yeni yıl seremonisi bitsin. istedim ki ıstıraplar çekmeyeyim artık. yılın son günü, mutlu yıllar anne.” ı. hangisi senin çocuğun, değildi anne? söyle hangisi, en çok onunla, paylaşmam şekerimi en çok onu sevmem. hangisiydi? oyuncaklarımı en çok hangisi kırdı anne? söyle onunla bir daha konuşmam. ıı. anne beni biraz sever misin? yatırır mısın göğsüne bir daha. bir şeyler söyler misin? anne bir şeyler. söz seni ninnilerdeki anneler gibi düşleyeceğim. anne bugün yazmayı söktüm. onur madalyalarım, kurdelem anlatamadığım çocukluğum ceplerimdeyken, kulaktan kulağa, hep yanlış, bu da ilk yazdığım cümlem -kadar yalan cümlem; -anne beni biraz daha doğurmaz mısın? ııı. gece yıllardır gider-gelir acılarımı çiğneyip çiğneyip tükürür. anne beni ıstıraplı gecelerde bırakıp, kim gidiyor kundağımda bir notla. -dokunmayın ona, o benim çocuğum değil. söyle ona anne, n’olursun söyle beni...

caddeler

dilimin ucundaydı, aklımdaydı acının tarifi; ama şimdi yerini bulamıyor, eflatuna dönünce caddeler. misal caddelerde görseydim, yüzündeki doğum lekesinden gözlerindeki acıdan       tanırdım kendimi, tanırdım eğer görseydim caddelerde. ama akşam oldu, eflatuna döndü caddeler. kediler kaçıştı evlerine, hüznü toplayıp fahişeler çekip gittiler. eflatun çöktü caddelere sarmaş dolaş sevgililer salana salana sarhoşlar gibi küfelik. çekildiler yataklarına sevişmek vaktinin kurulu alarmları zangır zangır dönüyor yataklarının baş ucunda. ihtiyarın biriydi, omuzuma ilişince eli ölümün sekmeyen düzeniydi. eflatunun çöktüğü caddelerde ölümün bir adı vardır bu caddelerde. beni bulamazsın buralarda vakitli, herkes gibi olmayacak sonum Ferda.