Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

öğüt

güzel bir şarkı çalınıyor radyoda, güzel bir şarkı çalınıyor kalbime, iyi bir dilekte bulunuyorum, dünya adına. şahsen bu; "iyi bir öğüt olmaz mıydı?" hem taşıdığımız şu yüreğe hem umursamadığımız şu yerküreye. bir ucundan diğerine, yürüdüğümüz mesafeler kısalmaz elbet böylelikle. bu bilinendir ve kabullenmektir, kesinkes kabullenmektir mesafeleri, örtüştüğünü adımlarımızın. bu kavuşturur ellerimizi. kavuşturur iki yabancı gözü. sırt üstü uzandığımız şu yeşil toprak, bir bahar yine avucunu açar göğe. küsemez, bilinendir bu. ağlayan bir bulut ilişir göze. ilişir mi dersin, goncaya günahsız bir el daha? ilişir işte isimlerimiz isimlerimize, o gün. seninle gayet mutlu da olunur, buna değer sanırım.

gitmek hakkında denemeler

ı. çığlık çığlığa susmalı artık gözlerimiz ve el ele verip, oturmaklı bir gündüze denk düşmeli. yalancı baharları, yaşanacak saadetleri bırakmalı. sürüklenip gidilecek bir hayat duruyorken önümüzde, süregelen bu rezilliği kabullenip, sürüklenmeli. yaşanası hayat, yaşanılacaksa şimdi, şüphesiz yaşanmalı. ıı. el değmemiş bir karşılığı var yüzünün bende, fotoğrafların saklayamadığı. ııı. avuçlarıma yatırdım yüzünü, avuçlarıma yatırdım vazgeçişleri, terk edip gitmeleri. bir memur kentine yerleşip, söylemsiz seyredişleri. avuçlarıma yatırdım yüzünü, sürgünler yaşamayı kabullendim. ıv. savrulup gidilecek bir hayat duruyorken önümüzde. savrulup gidilecek kararlar almak duruyorken önümüzde. bir kıvılcıma yenilmek, korkutuyor elbette.

tedirgin atlar

sen gidiyorsun, birileri gidiyor biraz. yaşlanıyor biraz daha sevdalar. eskiyor, pırıltılı geleceği biraz daha yalanın. sen gidiyorsun, kimseler kalmıyor şehirde. savaşlar, bir sokağın soğuk yüzüne dokunuyor ve eski yalanlarını tezgaha seriyor. sokaklar saklanan yürek yankısı. razı değil kimse, bir yalanı yaşamaya yahut yarınları bir yalanla unutmaya. her birimizin saklayarak yaşadığı birer hayatı vardır. unutma. her birimizin sakınarak büyüttüğü birer sevdası. ve inan, kimse hoşnut değildir bundan. bir yasa bürünüyor böylece bütün gözlerin sonra, birkaç tanıdık selamına takılınca, tökezleyip dökülüyor bütün yalanlarım ellerimden. sokaklardan çekilmiş görünce, şamatasını çocukların. birer birer çekiliyor böylelikle evlerin perdeleri karanlığa. kimse kalmıyor şehirde, sen gidiyorsun biraz. ve gizli sevdalar, gizli kalıyor, savaşlar giyiyor tedirgin atlar ve sonrası koşmak.

bir Haziran'a daha geç kalınmaktır, bu.

ı. dağıldı koroları gecenin, ıslıkları dindi ve sessizlikleri bir anda şairane hisleri bir anda üryan bir gerçeklikle tam ortasında, bu yaşamak doğrusu üzerinde, çözülüp kavuştu bulanık ırmağına. ben, hazin bir ömrü yeğlerdim, yitik bir yaşamak eğrisini, kader bellerdim. fakat bu yaşamak benim değil, onların. onlara taş olanların, duvar olanların. bir hayatları olmayacak çünkü yolları hep yokuş. bir hayatları olmayacak, sürekli dert koşacakların. ben, ıstıraplar içerisinde bir yediveren, dağ eteklerinde onlar, koparılan. ıı. elleri bir yangına sular taşıyor bu yangını ki onlar başlatmadı, bu yangını başlatanlar memnun. bu yangın onları da yakacak. bilmiyorlar. bugün, bunca kötülüğe karşın eskimeyen bir slogansa, insan kalabilmek. bugün veriliyorsa ekmek için mücadele ve hâlâ grevler ve en haklı direnişler, sürüyorsa, sürüyorsa kavgamız, sürüyorsa yaşamak, yaşamak ama hiçbir yaşamak, insanlığımızı unutturama...

dünyayı izleyen pencere

ayrılık yarınlarını yaşayan ve elvedaların sakınan, ürkek penceresi. nedir bu yıldızlardan uzak günler? tek başına yürünen günler, soğukluğuna, uzaklığına katlanılan günler, bir kerede terkedilen günler. ve ilişince ırağa gözlerin neden bir damla kan, biraz gözyaşı güzelim orkideleri mahveden? yalnızlık soloları susmayan sokağım, ıssıza dönüyor yüzü günün. ve iki ucu kapatılmış sokağımda kim bilir hangi komşum, çoğul bir yalnızlığa taşınma telaşında. hani iliştirmeyecektik yakamıza, karanfili? oyunbozanlık yapmayacaktık hani? izlemekle yetinilecektik güya penceremizden, dünyayı.

apayrı

yüzümü gürül gürül bir nehirde yıkadım, sevgilim.  sırtımı dayayıp, ihtiyar bir çınara, evvela tütünü öptüm dudaklarından. bir niyet daha sardım, bir iyilik daha bıraktım göğe sebebsiz. şimdi seninle yaşayamadığımız bu saadeti, ve kavuşamayan şu ellerimizi ne yapmalı? gözlerimi kapatıp sonra yalanlar tasarladım; güzel bir lunapark düşledim, değişen bir şey yokmuş meğer soluksuz bu göğün altında. dudak dudağayız şimdi seninle, bu geceleyin dünyasında. bir şekilde apayrılar dünyasında. seni şimdi, hiç düşünmesem. seni hiç yaşamasam. sen ki hiç oralı değilken. bu coğrafyanın baharları çabucak biter sevgilim, bu coğrafyada yaşamak kâr değil dedim. asla değil.

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

apayrı

yüzümü gürül gürül bir nehirde yıkadım, sevgilim.  sırtımı dayayıp, ihtiyar bir çınara, evvela tütünü öptüm dudaklarından. bir niyet daha sardım, bir iyilik daha bıraktım göğe sebebsiz. şimdi seninle yaşayamadığımız bu saadeti, ve kavuşamayan şu ellerimizi ne yapmalı? gözlerimi kapatıp sonra yalanlar tasarladım; güzel bir lunapark düşledim, değişen bir şey yokmuş meğer soluksuz bu göğün altında. dudak dudağayız şimdi seninle, bu geceleyin dünyasında. bir şekilde apayrılar dünyasında. seni şimdi, hiç düşünmesem. seni hiç yaşamasam. sen ki hiç oralı değilken. bu coğrafyanın baharları çabucak biter sevgilim, bu coğrafyada yaşamak kâr değil dedim. asla değil.

sevda aleyhine

ı. eski yüreğim, eski kafam, bir çift göze yekinen ömrüm, seni bir çırpıda yaşadım. saklamadan yaşadım. dargın değilim sana. koca alev dağlarını aşıp bir damlaya mahkûm olan ömrüm; seni şanslardan uzağa gömdüm. seni bu tütsülü göğün altından bir kere geçirdim. ötesine gerek yoktur. eski yüreğim, eski kafam eskiden de eski sevdam bu yarınlarda sen yok, ben yokum. ıı. tırnak içlerinde “ellerimiz” özgür ve aynı zamanda ellerimiz mahkûm yazmaya. sarsılmaz, haykırılmaz sevdaları yazmaya. bundandır bütün hüzünüm. ııı. soluğuyla sevdanın, yenilgiler bahşetmek, zaptı zor, buğulu yarınlara varmak. sevdaya yenik düşmek, sevdaya düşmekten, inan daha zor. ıv. size neşeli bir mızıka getirdim, neşelenin diye. size hüzünlü bir mevsim getirdim, kahrolun diye.

belirsizlik

seni, bir hayal bilsem. berduş olsam, evsiz, kimsesiz, bir şehrin peşinden yürüsem. durmaksızın yürüsem, bir karga yalnızlığında. seni, bir hayal bilsem. sevap nedir, günah nedir, yaşamak nedir bilmesem. bir çocuk olsam, bir şehrin peşinden yürüsem. korkuları bıraksam, hayalleri, idealleri, kim olduğumu bilmesem, durmaksızın yürüsem. seni, bir hayal bilsem. kör olsam, sağır, bir deli. bir şehrin peşinden yürüsem. durmaksızın yürüsem, işlek bir saat gibi yürüsem ardından. yüzünü yüzüme sürdüm. ben seni kardeş bildim, sırdaş. yolunu, yolum bildim. bundan gayrı uzaklığın, bana en yakın menzil.

geç kalınmış şiir

altın çemberinde tarihim, şimdilerde, milâda yakın. bulutları dağıldı göğün, kan çiçeklerinden yana. bundan sonrası, şiir için; geç kalınmıştır. gözlerim, uzaklara dalıp gitmişti. çoktandır, unutmuştum, sonbahar yangınlarını. bu gözler çoktandır başkasına aitti. unutmuştum, trajedileri. bu gözler çoktandır yasaklı uzaklıklardaydı. saatleri tükenmekte bir kelebeğim, rüyalarda. bütün rüyalarım cehenneme dönüşüyorken üstelik. her gündüzüm, karanlık bir gökte, sallanmakta, habersiz. bu yüzdendir, çocukların sevinçleri meçhul. bu yüzdendir, imamların yüzleri güleç. kimi zaman imamların elleri de silah tutar. bütün bunlar bir çingenenin beddualarıdır. yahut, bundan sonrası, şiir için; geç kalınmıştır. geçmişsiz bir ağrı, açıyor pencerelerini, sabahlarımın. koca bir tufan patlıyor kalbimde yahut, çarmıh ağrılarıyla bir İsa, ruhumu, esarete mahkum ediyor.