Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

uyuyan nehir

ı. belki sen gidersin... parmak uçlarında koşarak elvedalara. yıllarca suskun bir ırmak gibi ölümlere, yalınayak. güzlerin soluk birer biber sarmaşığı, yükseliyor göğsümün tütmeyen bacalarından. gövdesi kirece boyanmış bir söğüdün, yaprakları intihara sürüklenmiş. bir hançer, hançer gibi tek seferde kesmiş parmaklarını gökten. ıı. bir gün ellerinden tutacağım. bir gün mutlaka; gözlerine yatırdığın uzaklara dolanan hüzün sarmaşıklarını bozacağım. çıkaracağım bu kan mevsiminden seni bekle yükselsin gökte ay… bekle taşsın tufanları gövdemin… ııı. fısıltıları okşayan soluğunu duyayım yeter, havalansın hemen saçlarım şakaklarımdan. bir yenilgi ağıtı hüküm sürsün, dönsün evlerine dünyanın bütün yorgun geceleri. bugün dünya çekilir bir yer olacak. bugün sen doğacaksın ve tüm sürgünlerim son bulacak.

ağlama yolları

ben bunu içime gömdüm, içim çürüdü ve baharlarım hiç bahçe görmedi. göz yaşlarımdan taşlar döşedim yollarıma ama kayıyor ayağım inatla, kayıyor hâlâ gündüzüm. seğirterek devam ediyor yol gözümde. hâlâ dolanıyor dilim hâlâ direniyor… aynı yalandan, aynı sarhoşluğa. ben hiç sahici değilmişim. inan, inanmakla eşitsin, ben hiç sarhoş değilim. omuzlarda ağlak bir çift göz kadar. sadece toplamasını çıkarmasını bilirim parmak hesabıyla o da. güç bela taşıdım bedenimi sonsuzluktan buraya. göz yaşlarımdan taşlar döşedim yollarıma. hatırlayamadığım doğruların yerlerini bozukluklarla tamamladım. bereketsiz avuçlardan sular içtim. gökleri ben yaktım ve turnalar göçtü. antikacılar artık bu hayalleri, yok pahasına satıyor. pazarlıksız. yalan bunun neresinde sence? jiletle kazıdım diyorum vücudumdan bütün doğruluk paylarını. bütün sevdalardan gözüm kapalı geçtim. evet, yalan bunun her yerinde.

tabanca ve yarın

tabancam olsaydı kafama sıkardım, öfkeydim şiir yazdım.   ı. sen ölmüşsün, ben, bana yaşam kâr. sen ölmüşsün, toprak, helallik faydasız. ben yaşamışım hava bol, su bol, ekmek. aldanmak yok, yarın, dün yok. ben yürümüşüm yolları, uyumuşum ve karnım tok. sen ölmüşsün ve git gide ölmüşsün, sebebin yok, milyonlarca insan yok. marifeti yok yaşamın. bu ellerin bunu yazmaya, derdi yok.   ıı. kendini üreten bir hayat ve tekrarları unutan bir hayat, nazikçe omzumu okşayıp ilerliyor yanımdan. yalanla dudaklarım, hep seni tekrarlayacak. hep yalanla seni bir tutacak. bir çığlık patlamaya, an kolluyor şuramda. yüreğimin işlekliği bundan ve kalbimin pası. tarif edemediğim bir hâl. eski bir ses, derin uykuları bölmeye hazırlanıyor her gece. eski bir sesim, geçmişten gelen, her sözcüğüm biraz çığlıktır. unut beni, ya da hiç unutma. öl veya hiç yanaşma bana. kanım zehirli akar benim.   ııı. bu kadar. buraya kad...

umutkâr

ı. diyorum ben: bir damla zehirle dolaştım yıllarca. bir damla zehir ihtimalle. oturup bir ağaç gölgesine, yemişler yiyebilirdim üstelik. sevebilir, soyutlanabilirdim gerçeklikten. gerçekten... seni bulabilir miydim! kaybolmadan ay gökten. dilim varmıyor. senden vazgeçmeyip bana varmaya zamanım yetmiyor.   ıı. ben şimdi bugünleri, hüznü paramparça eden bugünleri avuçlarımda birleştiriyorum. bir gece telefonuna uzanan titrek bir el kadar… sana uzanan bir el kadar umutkârım.   ııı. ben gidince geliyor bütün dostlarım ya geçimsizliğimden ya her şeyden. sensiz bugünleri: ya kaldırıp kilitli sandıklara ya saklamalı dantelli örtülerle.

seher

  sen güzel hatırlanalım bakışı bu, hatırlanalım yeter bakışı bu. bilirim, görürüm. ben bütün bu ayrılıklara tanık olmuş, bir tren garında zamana yenik düşmüş ve aynı zamanda savaşmayı unutmuş kocaman bir saatim. tavandan sarkar ve aniden girerim hayatlara ben lekeli, ben fotoğraflara sığmayanım. her şeyim ve her yerim. kaçsan benden bu seherde, kaçsan bunca kalabalıktan, bunca kalabalıktan kendimi çeker çıkarırım. ben ben seni seviyorum deyince bütün silahların patlayası tutuyor. ben seni seviyorum dersem eğer dişleri gıcırdayan bir saat aniden duruveriyor. hissediyorum, kanım sana doğru… kanım sızıyor. ve evet, binlerce kez evet benim, bizim dağlarımızdan, karımız erimez. gördüğüm boranlardan kolye yapıp, koynumda saklarım ben. değişse de tarih, sözlüklerde hep mutsuzluğun karşılığıyım hadi sarıl bana. biz sana suyun rengi şeffaf bana kan kırmızı akıyor denizin bu kıyısında. sen şehrin öbür ucundan b...