sekiz gece
aynı karanlığı paylaştık,
dokuzuncu
gece bir kadeh şaraba sattı ruhunu, o
bir kadeh
şaraba doğradı bileklerini, düşünmeden.
sabahı
görebilseydik, belki
berrak bir
gökyüzü çalardım,
onun için;
ondan.
dayanamadı
dediler karanlığa,
ilkin,
karanlığın
farkında değildi birçoğu.
karanlıktan
da olmayabilir dediler,
zamanla.
karanlığın
gayet içerisindeydi birçoğu.
sekiz gece
aynı karanlığı paylaştık,
sesimiz
çıkmadı, sustuk bazen,
bazen
mırıldandık birkaç hece
ve çoğu
kez değdi yaşadığımıza
bir soluk
özgürlük.
uyurluğumuz
birdi, uyanıklığımız.
ve
diyebilirdim ki ben, kesseydiniz kanımızı,
bir
akacaktı, tufanlara gebe damarlarımızdan.
ve belki
şimdi uzanıp karanlığa, isimler karalıyor olacaktık,
birer
yılmayan hatıra uğruna.
sekiz gece
ismimizi tekrarladık.
birkaç
kağıt parçasına tarihler karaladık.
şimdi
yaşanıyor günler didik,
şimdi
yaşanıyor aslolan.
sekiz gece
aynı karanlığı paylaştık,
dokuzuncu
gece bir kadeh şaraba sattı ruhunu, o
ben gözyaşları biriktirdim avuçlarıma.
Yorumlar