yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek,
yeri-göğü ağlayacağız.
yarını yok bir bulut gibi
bütün dertlerimizi dökeceğiz.
yaslayıp kafamızı,
dertsiz, tasasız mor leylakların dibine,
türkülerimizle, kardeşçe
yarınlara bir inançla...
yarınlara bir selamla…
birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece.
sana, senin için, içten bir yemin daha;
alacak gövdemizi güneş,
alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri.
nasırlı ellerine inandığımız bir işçi,
yumuşacık, dokunacak hayallerimize
ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden,
tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri.
çığlıklarını bastıracak dünyanın,
can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin.
sana, senin için, içten bir yemindir işte bu;
bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak,
yokuşlara sevdalı bir papatya.
yeminli birer ağız gibi susacağız elbette,
bilindik bir hayatın gerçeğiyle.
özüne kavuşmakla bahtiyar sayacağız kendimizi,
bütün el çabukluğunda yalanlarına sırt dönüp.
sana, senin için,
inançlı bir yürekle,
türetilmemiş bir dünya yaratacağım.
Yorumlar