
“ateş”
papatyaları söktüm kalbimden
ellerimle.
kanayarak avuç içlerim yarına
biliyorum artık
ağlayarak bir yerlere varılmıyor.
“duvar”
kelebekleri kafeslerinden ayırıp
dünyayla;
kavuşturdum ellerim titreyerek.
Öğrendim ki;
ağlayınca acının bıraktığı kekremsi tat geçmiyor.
“pencere”
yüzünde kış vakti kuş göçümü hüznü,
acı ve telaş.
öğrenilmiş bir yara.
ağlayarak azalıyorsun…
“misafir”
sırasız günün yorgunluğu
yüzünde;
yok kaygın, geçmişten kalan,
ne olacaksa olmuş
artık yaşamak,
beklemekten öte değil
Yorumlar