Ana içeriğe atla

ölüm denemeleri


çok sevmenin de yararı yokmuş
kırılarak kaybolmuyor heves.

acıymış tadı. “acıların afilisini yaşadım.”
yorulduğumun kanıtıdır bu.
gözlerim katranla dolu
bir kapatsam uykuların âlâsını uyuyacağım.
bir kapatsam rüyalarımda yine öleceğim.
bir yola baksam bakmasam yol alır gözümü
çekip gitmem fakat yanında olduğumu
katiyen anlayamazsın.
midemdeki kelimeleri bir kussam
dilim kesikler içinde kalısa
bu acı rahata çıkmayacak
katiyen çıkmayacak.
o şarkıları çok dinledim
hiçbir şey değişmedi.
o şarkıları dinlemenin de yararı yokmuş
sana, bana yokmuş.



önümüzdeki haziran o sahile yeniden gideceğim.
temmuz ortalarında yine öleceğim
taş olma yoluma gideceğim diyorum.
yollarımı kapatmazsa çiçekler
eğer kapatmazsa çiçekler, katiyen gideceğim.
uzanacağım ölüler gibi uyuyacağım
uyursam, uykuların âlâsını uyuyacağım.
yıldızları gökten sökeceğim gökten
dolduracağım ceplerime
denize tüküreceğim
balıklar yüzüme tükürecek.
bu haziran o sahile yeniden gideceğim
ruhun bile duymayacak gidişimi.
yanında mıydım? değil miydim ?
katiyen anlamayacaksın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...