Ana içeriğe atla

aniden

 




ı.
bir sümbül değiyor yanaklarına kardeşimin.
kanayan bir sümbül,
yaşanacak günlere.
gözlerini oysunlar senin de
bir kerede öğrenirsin yaşamak nedir.
bir kerede bulaşır yüzüne sevda.
yaşanılası sevda.

ıı.
bu naylon
bu kimyasal
ve şiir
burnu sümüklü bir bebe
bunu da sever.
yok bu yalan, yalanın aslı
yok, yokoluşlar hani...
bu yol beni usandırmaz mı bir gün?
gözlerimizi yumalım geceye.
sessizliği duyalım.
sevilmek nedir unutalım.
ve bana günahtan kadehler sun.

ııı.
tüm dünya boyunca yalnızdım
sen yoktun, gerçekler, hayaller yoktu.
bundan iyisi yoktu.
milyonlarca insan geçti
sen geçtin
kimseler geçmedi.

ıv.
anneme seslendim duymadı
bütün iyi masallar sustu bir daha.
bütün anneler duyar oysa
kendinden kopardığı her parçasını.
kıvrılıp, ana rahmine dönemiyorsun
burası dünya;
daha da doğurma beni ana.

burukluğunda yüreğimin
hep dağları düşünürdü küçük bir çocuk.
gözlerimde;
tutuşmak parlardı,
yangın olmak gözlerimde.
içimizi soğutan bir söz söylendi bize
biz doğarken bu dünyaya.
savaşlar başlar ve yayılır
savaşır ve ölürsün.

v.
bana aynalardan bile, gülmüyor yüzüm,
hiçbir şey kendimi hatırlatmıyor artık.
geceden süzülen bir yaprağım.
kimseye dokunmadan koşan bir çocuk.
sana sesleniyorum uykularımdan
ölümlerden gelir ölümlere gider bu varoluşlar;
koşarak.
ama yine dünyaya gelir, buluşuruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...