
sümbüller süslüyor şimdi kanayan yerlerinizi.
geçmiş, ölü bedenlerin üzerinde hantal bir yük,
geçmiş, nemli bir ağaç kökü derinlerde.
hangi pınardan su içer şimdi, hangi toprakta filizlenir,
neresinde isimleri, neresinde şimdi gölgeleri.
kaç canım kaldı ki?
kaçını daha güzel bir cehennem için harcarım?
bilmiyorum, belki kör olurum, kahrolasım tutar.
saatime bakacağım tutar da belki göremem.
seni bekliyordum yıllardır derim,
borcum buydu ve bitti dünya.
ben sarhoşum yine
dayarım ağzımı soluksuz yalanlara
doyumsuz yalanlara.
bir gün olsun da yan yana oluruz belki,
aldan bu yalanlara belki bir gün kavuşur dudaklarımız,
kavuşur ellerimiz.
aldan buna, kan buna bir kere.
severim herkesi seninle biraz bir gün.
ama akıllanmam, ahtım olsun akıllanmam ben
kötü biriyim ve kötü biriyim ben tarifsiz.
sizin için dahasını yapabilirim isterseniz.
tutulmamış sözler kadar muhtacım buna.
bugüne kadar, hiç olmadığı kadar sana.
kalbim bir karadelik gibi
sevdiğim herkesi kaybediyor.
biliyorum bir gün çat diye çatlayacak,
ağırlığından her şeyin.
gözlerimi ovuştururum biraz.
ağlamak denir belki.
son sürat geçip gitti zaten hayat ellerimizden
aldanmak deriz, olur biter.
durdum ansızın tanrıya sığındım ilk defa,
bugün, burada veya değil
koşarken bir halk otobüsünün peşinden.
bizi sen koru kentlilerin gazabından.
zira onlar anlamıyor sevgiden
ve sarhoş eve dönmekten.
şimdi hangi göğün mahremine sığınacaksak
o güzellikte bir çocuk,
eğilip bir dal begonvil koparsın bahçelerinizden.
bırak uçuşsun kuşların,
bulutları sil gökten,
kuşlar nere gider yoksa.
Yorumlar