Ana içeriğe atla

dilek






kangren olsun bu kalp.
değmesin bir daha kimseye
bütün sevmelerin çağı geçsin hele
görünsün o zaman; kötülüğü
devirip gözlerini, her şeye susan tüm dudakların.
sönsün son volkanı gönlümün,
eve dönüşümüzün bilmem kaçıncı yılı dolsun.
ve tüm şeffaflıklar kana döksün, masumiyetini.
bu yenilginin sonu,
ilk sonu bir kez daha kutlu olsun.


yarın berrak bir gün olacak, söz sergen
ölümler tasarlanıp başlanan
ve kutsanan günlere
yasak tüm heyecanlar.
uzaklara koşalım seninle,
kendimizden uzaklara.
bu ismi bırakmayalım sonsuza.
saklayalım sandıklara.
kundaklayalım gece yarılarını
en derin uykularında.
bir ziyaret dalına bağlayalım
bir çaput, bir niyet.
yeşermeyecek topraklara gömelim son kez.


bir çocuk gibi yenisine ulaşana kadar,
kırdığına ağlarmışız
tüm kalplerin.
sessiz bir gecede
susmaları bilmezmişiz,
kendine ağlamaları.
yorulmaları.
durmaları.
kaçacak bir yer kalmadı,
gücüm yok bundan sonraya.
seni sevmeyi diledim.
seni bulmayı istedim.
en çokta kendimi unutmayı.
aldığım her nefes hevesimi kıracak biliyorum.
kalbimin yükü artık,
yükünü taşımış bir hamal kadar, sonsuz yorgunluk.
göğsüme bir kelebek konsa diyorum umursamam.
ellerimden tutarsan yavaş yürürdüm,
elimi uzatmam sana bir daha.


içimde bir yol ayrımı sessizliği.
serin bir yaz akşamı,
ayrılığı tatmış bir ilkaşk burukluğu.
bütün yanlış yolları yürüten büyük ustalık,
kendime ağlayacak ağrılar buldurmuyor artık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...