
sevmelerin suç sayıldığı yerde
kırgınlıklar mübahtır
ı.
bizi yalnızlıklar karşılar her masada
ve yalnızlıklar ağırlar
büyülü beyaz bir yemek masasının etrafında.
ve yalnızlıklar bir kerede
çekilmezler köşelerine,
birer ayrılık çizerler,
bütün ihtimalleri çizerler.
bu kaosta hiç denk gelmemişiz biz.
bir pazar yeri telaşesinde.
ağlamalar dinsin, fırtına dinsin,
pazar yerleri hele bir dağılsın,
çekip gidelim bu aşktan kusmuklar saçan
çöplükten, evimizden o zaman.
bir zaman sonra koparırız köklerimizi zaten
toprağımızdan, suyumuzdan
ve sevdamızdan.
ıı.
bir gün çekilir ruhu aşkların,
askıda yaşayan bütün bedenlerden.
seni o gün alıp kaçıracağım buralardan.
hiç görmediğin bir gelecek olacak bu.
boğazlayalım o gün işte tüm iyi sözleri
arkasına gizlenen her şeyleri.
kötü günlerinizde iyi günlerinizde
sizde kalsın, istemem.
dünya bir hastalık halidir.
aynı güne milyon kere uyanırsın.
hep uyanırsın.
aynı elleri milyon kere öpüp
merhamet beklersin.
sana bu yolları yürüten şey neyse
her gün aynı heyecanla
yaşamını ören şeyle aynıdır işte.
ııı.
gökyüzü göğsüme sığmıyor anne.
gözlerim artık pınarlarını kuruttu.
benim ait olduğum beton bu asfalt,
bir kentin kalbine ulaşmama engel.
bana ulaşmama engel.
bir kere uğradı mı kalbine.
bir daha bırakmaz peşini sevda.
onu yen, alt et.
kaç git uzaklara terk et onu.
şaraba kırmızı rengini veren tanrı
bizim bu hayat dolu ruhumuza
istediğimiz kudreti verir birgün
ve sefamızı süreriz bizlerde.
herkes biraz kendini bulsun,
biraz kaybetsin.
bir gün beni tüketecek olan her şey
tüketsin, sokaklara düşürsün
berduş etsin.
ayrılık benim yüzüme tükürsün.
bu kaosta denk gelmediğimize o kadar eminim ki.
ıv.
bizi bu hayat ezip geçecek.
dağlar ölecek.
ellerimiz çürüyecek bu çağda.
ağaçların korkusu yoktur yaşamakta,
kiraz çiçeklerinin de.
sevmek uzun sürer.
sevmek upuzun çayırlar boyu.
biz kaç kişiyiz
kaç kişi gitmişiz,
kaç kişi dönmüşüz ölmelerden.
bize ne?
rüzgar bir essin hele,
seni savursun.
eylül gitsin karakış çöksün tepemize
hep birlikte, hepimizin tepesine.
son kışımızı yaşayalım.
allahtan gizli sigara tüttürdüğümü bilmez.
ne allah ne kimseler mesela.
v.
yaşlının biri servisten çıkarken şükretti
biraz daha yaşayacak diye.
eliyle kolunu okşarken gelininin.
ben annem yaşlarını göremeyeceğime belki de.
bugün seni ben doğurdum dedi
annemin elleri şefkatle,
okşayarak şakaklarımı.
benim her fırtınada tutunduğum her dal
kurumuştu çoktan.
Yorumlar