Ana içeriğe atla

kader kışı

 



Çağla'ya

kalbinin koridorları karanlık,
yürüdüğüm yalnızlık bu.
sana uzaklaşmakmış
sana hayaller yeşertmekmiş
ki sen gözlerini eski bir hayalde unutmuşsun.
hayaliyle kurulan yarınlarda,
mezarını kazıyor şimdi.
değmediği yerleri gözlerinin.

yaşamak kıl payıdır
gözlerinde,
gözlerini saklayıp
soldurmak yüreğini.
sonsuzluğa karşı
söylenmemiş sözler biriktirmekmiş şimdi,
dilinin ucu.

şiirmiş, anıymış, yaşamakmış
uğraşların uğraşlarıymış…
saçlarını yatırıp dizlerime izlemekmiş
geleceği, geçmişi
ana rahminden bugüne.
denk geldiğimiz harikaları unutmak,
yaşamakmış
yaşadığımıza inandırmak kendimizi,
kendini unutturmaya denkmiş.

bütün yollardan geçtim,
sana varmak sandım.
ihanetlerle yazılmış bir tarihi
sana varmak sandım.
suçsuz bir geceyi affetmek,
yanılgım ölümlerden gelir ve
ölümlere gider ancak.
aşkı ve intikamı affet benim için,

ruhunu tüketen bir girdaptır
umut.
yaşadıkça çoğalır
ve biter
ve kaybedersin.
kırıldıkça sana benzer
ve unutulur
kaçtığın her şey sana dönüşür
ve kandırır gün geçtikçe seni.


belki geçtir,
vakitsiz bir parantezi kapamaya.
hem yanlış kullanılmış bir mermi,
neyi telafi edebilir ki
ayrılık henüz söylenmemişken.
ayrılık henüz öğrenilmemişken.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...