Ana içeriğe atla

seninle güzel bir ağustos

 

geç öğrendim mutsuzluğu,
vazgeçmenin ulaşmaktan zor olduğunu,
ve unutmanın iyileşmek olmadığını.
beni bulurlar, beni sakla
beni vururlar, sen vur.

bir ölüm çiçeği açar dudaklarının kenarından
ve gülümser,
solup gitmenin eşlikçisi.
ulaşılmaz bir sakinlik oluverir o gün
dudaklarından akan nehir.
sahipsiz bir çığlık yırtınca sessizliği
akıverir sebepsizce yüreğime.
bekleyişi ömrümün.

ölümden bana kalan
yıkılmış şehirlerden,
umutlar, yarınlar
içi boşalan şişeler,
huysuzluk.
uykuya açılır her kapı sonsuz.
nemli burnunu çeken bir kedinin,
aldanıp soluğuna,
yaşamı kucaklayışım
yalnızlığımdan sıkılıp.

dağ utanır, taş utanır
aşk bir kez daha hüküm sürer.
bütün dünya yenilir
tatlı bir tebessüme.

tarifi yok gözlerinin,
tarifi yok, bende kurşun sekmez bir gecenin
kelimelerin bittiği bir hayal
bittiğimiz bir sancı.

asıyor gece sebepsiz, yüzüme kendini.
yolunu kaybeden bütün yeminler,
yalnızlığa varıyor artık.
parlayan her yıldızı gözlerine yerleştirmek isterdim.
inanmadığın her gülüşü suratına.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...