Ana içeriğe atla

telaşın adı

 


hacer'e
ı.
gülistanımın yabani gülü,
sevdamın diğer adı,
seninle
milattan kalma bir nazar çiçeğini
solduruşumuz,
vakitsiz ve yalın.
tertemiz.
sonsuz kez ilk öpüşlerin güzelliğinde.
güpgüzel, dokunulası ve bozulası.
akışı bir ırmağın göğsünden
yangın tarlalarına,
bereketli ve hırçın.

ıı.
dudağımın kenarında filizlenen çiçekten,
sen sorumlusun,
göğsümde tüten yanıktan.
sana varışım
vazgeçip her şeylerden.
sonsuz kez öpüşüm seni, dudaklarından.
bir çeşme başında yıkayıp
alev alev avuçlarımı,
yangınını tadışım gözlerinden.
hayat bulsun şimdi tüm iyi niyetler.
bahar yine avuçlarından gelecek biliyorum

ııı.
bir rüya,
süslüyor gülistanımı
yüzü, yürüdüğü yolları
kuşlar konası ve sonsuzluk.
bir türkü sarar yerkürenin uçurumlarını.
bir çiçek uzanır, tutar elimi.
koşarım sana
dönülmez yollardan.
bütün ipleri tuttum sende düğümledim,
bu telaşın adını sen koydum.
güzel bir göğün altında görmüşler seni,
öyle duydum,
gülerken.
saksıda sardunyaları sularken.
parçalarken,
gönlündeki narı.
güzel bir göğün altında görmüşler seni
öperken bir oğlanı,
dişlerinden.
süzerken gözlerini, yabancılardan.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...