Ana içeriğe atla

direniyorum

 



ı.
yazsın bir duvarına da dünyanın,
yazının icadından sonra kırıldı kalbim.

nedir bu böyle
birbirimize ettiğimiz
bıçaklar bilediğimiz.
bıraksam solacak,
bıraksam,
kopacak ipleri
bıraksam yere çakılacak gök.

ıı.
su çoktan aştı boyumu,
dağlar vuruldu,
kaldı geride günler.
geçmiş, hüzünlü bir akşam, kaldı o günlerde
yaşanır günler ve gelir sonu ömrün.
ki dağlara
yaşanacak günlere inanıyorum ben hâlâ.

ııı.
geceler uzar gider
bir ses duyulur
bir ses çoktan unutulmuş.
bir anlamı var mıdır şimdi sevmenin,
sevilmenin, aşkın
neyi değiştirir söylemek, yanmak
unutmak.

ıv.
bir elveda meselesi bu
geçmişte kalmış
kalması gerekmiş.
kirli camların önünde
dizili tüm erlerim,
yarını bulamazsın bir daha.
sana üzülmek istemiyorum
değiştir manzaranı nolur.
üzülmek istemiyorum sana
yarın yeni bir ad bul kendine.

v.
yarın özgürüz
bugün geçti çoktan üzülemezsin.
ne varsa yarın da var
yarınını bul çabuk.

su bardakta ölür.
sevda düşmez payımıza.
çözülür dili kavuşur engine
yaşanır günler ve sonu gelir ömrün.
terk ettiğin hayatlar,
çıkar karşına.

vı.
kırmadığın bir şeyi tamir etmeye çalışmak.
sebepsiz bir beklemek
alıkoyar herkesten.
her şey olmuş kadar yorgunluk.
hiçbir şey yaşanmamış gibi hüzün.
her şeyin tekrarı
bir gün yokuşlarımız düz olur
düzenimiz bozulur.
dilerim birgün sevdanın sözü geçer ömrü uzun olur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...