Ana içeriğe atla

hepsi bu





ı.
hayatı anlamak
ve biraz soluklanabilmek için,
açtığımız parantezler
ve biraz toprak, şimşek
boranlar fırtınalar
hikâyedir anlatılan.

seninle dünyanın herhangi bir yerinde,
herhangi bir mutluluk.
bu hikâyeye dahil olabilmek için
söylenen söz
hepsi bu.

ıı.
senin peşinden dünyanın sonuna gelirim.
senin peşinden
biliyorsun, ama biliyorsun
akıllı bir deliyim ben.
uysalım, bu sevgiye değer.
hani susacaktık, uzun sürecekti.

yetmeyen ne bize
ekmek, su, hürriyet
-sevda.
denemiş
ve yanılmış
ve sevdaya yenilmiş.
hepsi bu.

ııı.
sen hayatları sayardın
ben yansımandan seni,
kaç kopyasını biriktirdim içimde.
belirsizliği tüket
yak bütün mumları tersine,
bir dilek daha tut.
yanılt yine tüm ihtimalleri
tek kelime etme.
-sus

ıv.
sen beni sevmedin ya
isa çarmıhta
tükendi acıları.
sonra bir şiir yazdın,
dedin ki bu şiir tutsun seni
eve götürsün.
sen yazdın diye
yıldız kaymaz gökten,
sen yazdın diye
gönlün düşmez telaşa.
-dönerim eve.
hepsi bu.

v.
burada duramam, geri dönemem.
şimdi tamamlıyorum lafları
anıları,
koyup bir sandığa gömülecek
ne varsa
peşimden sürüklediğim.
geçtiğimiz günlere
perişan günlere
dönüp yüz süreceğim
hatırına.
gönül meselesi
bir çıkmaz işte,
hepsi bu.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...