Ana içeriğe atla

geçecek on yıllar

 


sözümü tuttuğum birine
unutulmuş bir alfabeye
yazılmış işte alt alta,
tadil edilemeyen her şey, unutulur
kırılmaya alışır kalbin.


yarın yine,
umut varedecek kendini
ışıktan.
diye yazar kutsal kitap.
inanarak,
inanacaksın.
on yıllar geçecek sonra.
kimsesiz kalacak yine ellerin.
bulacak yerini boşluklar
gündüze dönen gözlerin
arayacak kendini aynalarda.
bıraktı beni çoktan gündüzler
şimdiden.
teslim oldum.
yenilmek
bu yenilmek değil
akşam olur
herkes evine döner
neden bu acelem.


birbirimizi anlayamıyorsak,
unutamıyorsak
neye yarayacak şimdi susmak.
gölgeli düşler,
yarın geceye kalmayacak endişeler
serin bir yaz akşamı
kavuşmayacaksa sevdalar
neye yarayacak şimdi
salıncakta minder, dalında incir.
bir gün sürükleyecek rüzgâr bizi de
ondandır bırak yalnız kalsın,
saksıda limon ağacı, sümbüller, fırtınalar.


şans pazarım
yanıldım diyelim.
yanıldım yine.
cevapsızlık çağım
hayattan ibaret sessizlik,
karanlıkta büyür sessizlik
kötülük olur.
iyilik olsun,
bir kerede iyilikten
dönsün diye dünya
sevdaya düşmemiz bundan.
gönül bu kırılsın, yorulsun.
parçalansın.
ne olur.
önce öl,
ölmelisin.
hakikat bu.
sonra sevgi bir yola düzene gelir
sevgi demek,
derdi, dermanı kalbimin.
kendi açtığı yaraya aramak dermanı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...