Ana içeriğe atla

herkes kendi dilinde ağlar

 



bu yola düşte gör
dediğimi duymalısın,
nasıl yürünür,
inanılır.

bu yola düşte gör,
bir kapı açılır
bir şehir sanki boşalır.
ardım, adım umurumda olmaz
söylemedim diyelim
sen güzelsin ya
güzeldir herkes derim.

ve biliyorum
sesin gülüyordu,
ve gülmek en çok sana yakışıyordu.
kayboldum
değil bir kentte,
mahallerde, sokaklarda değil.

söyledim
sana ve herkese
sende buldum, bizi,
ve her şeyi.
hakikattir bu.
güzeldir herkes
sevdiğin kadar.

aşk kendini bilenlerin değil,
bilmek isteyenlerin işi.
dedim ya,
dünya henüz kendini tamamlamadı
dur, durmaya gör,
gökyüzü sonsuz
bir uçurum gözlerin,
bir yaradan daha fazlası.
engin denizlere
ve göklere
göklere verilmiş sözler kadar.

çünkü biz,
sen ve ben
hikaye değiliz
diyelim.
bu yokluğun bir tarafı senin varlığınla dolu,
kırık bir döngü,
gelmezsen eğer döner durur içimde.
sen benimlesin, yürüdüğüm yollar
boyunca,
bensin
diyelim benimlesin.

şiirim de
sevdam da senindir.
üşütür beni
üşütür şimdi beni sensizlik.

ruhları bağlayan birbirine
kader, ölüm veya
bir şimdi bağlacı.
ve şimdi susarsa
kendini ikna edemeyen her cümle,
herkes kendi dilinde ağlar.
korkacak bir şey yok üstelik
henüz yaşıyoruz,
ve hayat devam edecekti.

saymazsak
aramızdaki uzayıp giden yolları,
aşkı,
saymazsak günleri
ayrı ayrı yaşadığımız günleri.

belki bize denk gelmedi
aldanışların güzeli,
kandık boyuna
sevginin sessizliğine
yazık.
bak işte
öldü
veya sustu ölüm.
ne tamamlar bizi.

yine,
yolum niye sana çıkıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...