sussak, içimiz; birer günbatımı ülkesi
ve nasıl yaşarsak yaşayalım, sonunda sevgi yetmiyor.
gelgelelim bir sonu yok kalbimdeki hicranın.
gecenin de
sağır kuyular gibi kan kusması elzemdir bence.
suskunluğa açan her süsen,
çığlıklarını yırtmalı. doğru değil bu
susmak çağı.
kabullenmeli ve soğumalı artık öpüşlerimiz,
iki dudak gibi
kavuşunca durmalı, dağlar gibi ve
aniden yıkılmamalı, omuzlarım.
söylenmemiş sözler gibi esrarengiz tesirler,
bırakmamalı ter damlaları. yalan bu, bu
çağın yıllarını damıtıyor damarlarında.
türlü yolların çıktığı türlü gerçekler bu.
kırık ve yarım gerçekler. şeker çiçekleri de,
sömestr çocukları kadar, kardan adam yapmayı severdi,
sömestr çocuklarının kırık getirmeleri elzemdir bence.
manastırlar kadar yalnızız. doğru değil bu,
bu Sibirya’yı biz peyda etmedik.
anlıksa unutmak, hatırlamamak içinse
yazı, silmek içinse tarih
işte gökten indiğinde tanrı.
tanıyamazdım. yalan bu,
onu; kendim gibi biliyorum.
göğün ayması, korkutur mu yeşili?
ve yanılsamalı yeşilin ağışını sever miydi papatyalar?
sömestr çocuklarının yağmurlar getirmesi elzemdir bence.
çarmıha gerilen İsa kadar yalnızım
ya da kuyudaki Yusuf kadar, yalnız değilimdir,
bilmiyorum. doğru değil bu.

Yorumlar