seni bir yıldız gibi gökten söken bendim.
şuramda sustukça kaybolan
ilk öpüşlerim.
işlemesi soluğa çalan ses, gitgide Hüsna,
sonu gelmez hülyam,
hatırlar mısın? bilmiyorum ama
bir önemi vardı her hatanın.
uzak bir yaz gibi çok uzak bir ömre.
utancım.
yakarış çiçeği gibi kayıpsız atlatıyorum, bu kışı da.
evvela hayalleri, sesi, lekeleri veya kilitleri
unutmalı,
anahtarları.
sonra İstanbul’u. sonra bu yangını.
unutmalı mı?
biliyor musun?
bugün tertemiz bir ölüm biçti İstanbul bana.
ödünç bir güzellikle acıyı
devşirilmiş bir acıyla hayatı
taklit ediyorum. korkuyorum biraz.
turnasız bir gök, yanlış bir yangın,
çaresiz bir posta kutusu,
benim bir heyecanla uyandığım bayram sabahları
göğsümde taşıdığım illegal bir rozet gibi
uhrevi bir bozukluğa sahip olma nedenim, uzaklaş
benden.
akıp gidiyor güzelliğin,
farkında mısın?
yetirdikçe önemini, koyu bir amonyak çiçeği gibi
hayli güç bir uğraşa dönüşüyor seni tanır gibi yapmam.
kötü bir taklitten ibaretim.
çocukluk çağından eski bir mızıka sesi gibi
duvarlara çarpa çarpa yok oluyor varlığım.
o temiz sabahları hatırlamak gibi boşuna akıtılmış
hicran.
boşuna.
seni bir yıldız gibi kaybeden bendim.

Yorumlar