Ana içeriğe atla

aslına sadık kalmak

 


taşa benzer bir yanı
ağır,
çiçek açmaz, çürür,
rüyasız bir gündüze dönüşür,
ardından
bilerek olur hatalar.
şimdiden
bambaşka yollar yürüyeceksin,
sonra değişecek yüzün, gülüşün
aynı yere varacaksın.

bir gün eşitlenir aşk da.
geçilmez yangınlardan sonraya
yenilir sanırsın dünya.
tükensin diyelim şimdi her şey,
kuş olsan hani
aşılamaz dağlar,
upuzun yollar gitmekle.
sevda diyelim tükensin
son sözümüz olsun, varsın.
yetmeyecek zaten
ekmek, su yetmeyecek
toprak, yetmeyecek
gökyüzü, hatta nehirler, denizler.
yetmeyecek
nasılsa aşka.
tükensin diyelim.

aşk ehliyiz sevdiğimizi güzel eyleriz.
bir ihtimaldir yaşarız
aradığımızla
bulduğumuzla
benle, senle.
yarın yine yaşanacak,
yaşayacaksın fakat kimse varmayacak farkına.

inanıyorum
düzelecek yollar ve sevgiye doyacak
çocuklar
güzel çocuklar.
inanıyorum
sevgi bir ihtiyaç değil
hâl hâli olacak, bir gün.
yokuşlar yormayacak
ve sevgiye doyacak çocuklar.

kim bilir belki bir gün, aynı dili konuşuruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...