Ana içeriğe atla

sonrası karanlık




sevdam yollar dolanır, dolanır, yorulur
döner anayurduna.

seni görürüm.
güzel bir şeyler
tutup çıkarırım çocukluğumdan.
seni görmek için illa
güzel bir şeyler
tutup çıkarırım çocukluğumdan.
ama yok
sonrası karanlık.
bekleme
ışığını tüketme boşuna
birden yağmura keser nasılsa
bu gök.

istersen beş yüz yıl yaşa,
sevmeyi bilmedikten sonra
her şey eksiktir.
gör desen de
görmez göğü,
ve dağılacak bulutları,
anlasam bir.
ah keşke anlasam bir  
anlatsam—
kaybolur zaten,
yiter bir kerede.
zamanı değil hem
kalbini boşaltan bu acı.
kirli, paslı bir çivi.
kurtulamazsın.
kurtaramazsın.
sevmek dediğim hem
bir sürü şeydir zaten
silahtır, kurşundur,
eşkiyadır.
vurur, yaralar.
kimi zaman öldürür bazen.
bazen dokunmaz sana.
sen ölmüşsündür zaten.
dönemeyecek kadar uzaklaşmışsındır.  
geçmiş peşinde 
geçmişin peşinde dolanan kara bulut
uykularını bölen karabasan.

güzelliğin bir anlamı da
herkesin çirkin olmasından.
 
yakamadın o dağı.
yenemedin içindeki sevdayı.
fırtınalar galip geldi sana.
yüreğinin kıyısında
bir ırmak kenarında,
çiçekler sunmuşsun da göğe;
solup gitmiş ömrün.

seni özlemeyeceğim.
sen olmayacaksın o.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

yokuş

yeri geldiğinde, bilindik bir sese kulak kesilecek, yeri-göğü ağlayacağız. yarını yok bir bulut gibi bütün dertlerimizi dökeceğiz. yaslayıp kafamızı, dertsiz, tasasız mor leylakların dibine, türkülerimizle, kardeşçe yarınlara bir inançla... yarınlara bir selamla… birer karanfil düşecek avuçlarımıza böylece. sana, senin için, içten bir yemin daha; alacak gövdemizi güneş, alacak filinta bir güneş, yarınlara çıkaracak bizleri. nasırlı ellerine inandığımız bir işçi, yumuşacık, dokunacak hayallerimize ve kirine, pasına aldandığımız elleri, tutacak ellerimizden, tutacak, alacakaranlığında, masmavi sahillere çıkaracak bizleri. çığlıklarını bastıracak dünyanın, can havlini yaşatacak bizlere bir güdümlü iç çekişin. sana, senin için, içten bir yemindir işte bu; bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı hatırlatacak, yokuşlara sevdalı bir papatya. yeminli birer ağız gibi susacağız elbette, bilindik bir hayatın gerçeğiyle. özüne kavuşmak...

istasyonda yalnız bir yolcu

ı.  unutmayayım diye avucuma karalıyorum acı hatıraları. ve yıkılsın diye duvarlarım, sokakların heyecanını dolduruyorum ceplerime. çoğul yalnızlıklardan uzak olacağıma, ey kara geceler; siz tanıksınız. şimdi, yangınlarda pişmiş bir sunağa varışım, dünya yalnızlığımın, kişisel bir eylemi. ıı. çoğalıyor aynalarda yüzüm. aynalar ki; rastgele manzaralar getirir seyrime. ellerim durmadan bir şiiri yazıyor. bir şiiri görüyor gözüm, manzarası aynı şiiri. gece olsun, gündüz olsun, fark etmiyor. ben, istasyonda yanlış bir yolcu, bekleyeni yok, yalnız bir yolcu.

dünyanın orta yerinde

                          ı. bir borç gibi kalır omuzlarımda, sonrasına gitmelerin yükü, sancılı bir tebessümle. tutuşmuş bir kalbi, nasıl öper insan. öper gibi başka dudakları. ıı. hep akşam üzeri oluyor gözlerin. bütün aşkları hükmen mağlup kılıyor ilk terkin, bu hüznü. sınırını aşan her sevgi genele tabidir, bu yüzden, tutuşunca ya hep beraber tutuşmalı ya da susulmalı göz göze. ııı. bütün yanlış yollar bana çıkıyor sanırdım. doğrusunu bulamadığım her sözcük senin saydım. artık gece, sana eş. birazda buna kalksın her kadehimiz. gör beni diye,  çivileyemem acılarımı çarmıha. ıv. dünyanın orta yerinde biz. bir teselli bulalım şimdi, mucizelerden uzak. kimselere dokunmasın. bir nehre rengimizi verelim, kendimize kavgalar uyduralım. kendimize kırgınlıklar ve gerçekler yaşayıp unutuluşlar. v. benim artık güzel bir yalanım var. parçalanmış bir kalbin yalanı da doğrusu da birdir. uzadıkça vedalar, uzuyor yalanlar sonr...